Kojiro Hyuga

Onu ilk gördüğümüzde, sert bakışları ve agresif tavırlarıyla hepimizi korkuttu belki de. Kaptan Tsubasa'nın o hırçın, inatçı, golcü forveti Kojiro Hyuga... Evet, "Vahşi Kaplan" lakaplı o unutulmaz karakter... Rakiplerine karşı acımasız, tavizsizdi. İlk başlarda bu agresif tavırlar, onun "kötü adam" olarak görülmesine neden oldu. Ancak Hyuga'nın hikayesi, sadece yeşil sahalarda yazılmıyordu.

Topla buluştuğu an, gözlerindeki o kararlılık, o kazanma hırsı. Herkesi ezip geçebilirdi. Agresifliği, kibri, soğukluğu üç defa düşündürtürdü bir şey konuşmadan önce.  Evet, acımasız, hatta bazen zalim görünebilir. Topa vuruşları kadar serttir sözleri, bakışları. Ama onun hikayesini öğrendikçe, o sert kabuğun altında yatan kırılgan çocuğu gördükçe, ona karşı duyulan hisler de değişti. Hyuga, Captain Tsubasa evreninin en derin ve dokunaklı hikayelerinden birine sahip. O, sadece güçlü şutları ve hırslı kişiliğiyle değil, aynı zamanda kalbinin derinliklerinde sakladığı sevgi ve fedakarlıkla da hafızalarımıza kazındı.

Hyuga daha çocukken hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kaldı. Babasının zamansız kaybı, küçük omuzlarına ağır bir yük bindirdi. Annesi ve üç küçük kardeşine bakabilmek için daha çocuk yaşta çalışmaya başlayan Hyuga, hayatın zorluklarıyla erken tanıştı. Kimi zaman gazete dağıttı, kimi zaman bulaşık yıkadı, kimi zaman garsonluk yaptı hatta ve hatta balıkçı teknesinde ve inşaatlarda çalıştı. Bu zorluklar, onun kişiliğini derinden etkiledi ve onu hayata karşı sert ve mücadeleci bir birey haline getirdi. Futbol, onun için sadece bir oyun değildi. Ailesini geçindirmek için yaptığı onca part-time işin arasında, futbol onun sığınağı, umudu, geleceğiydi. Bu yüzden o topa her vurduğunda, sadece gol atmak için değil, ailesi için, geleceği için vuruyordu.

Hyuga hiçbir zaman Tsubasa gibi doğuştan yetenekli bir oyuncu olmadı. Ama o, eksiklerini kapatmak için deli gibi çalıştı. O meşhur "Kaplan Vuruşu"nu (Tiger Shot) geliştirmek için yaptığı o insanüstü antrenmanlar yok mu! Duvarlara, kayalara vurarak top kontrolünü geliştirmesi, dalgalara karşı şut çekmesi... Ve sonra, Okinawa'da Koç Kira ile fırtınalı havada yaptığı antrenmanlar... Raiju Shot'ın doğuşu... Bu, sadece bir sporcunun azmi değil, aynı zamanda bir çocuğun, bir ağabeyin, bir evladın sorumluluk duygusunun da göstergesiydi. 

Tsubasa ile olan rekabeti ise bambaşka bir hikayeydi. Bu rekabet, onları sadece daha iyi futbolculara değil, daha iyi insanlara dönüştürdü. Birbirlerinin sınırlarını zorladılar, birbirlerinden öğrendiler. Hyuga'nın karakter gelişimi, dizinin en dokunaklı yanlarından biri. Başlarda sadece kazanmak için ve tek başına parlama hedefli her şeyi göze alan bencil bir oyuncuyken, zamanla takım oyununun önemini kavrayan, arkadaşlarına güvenmeyi öğrenen ve fedakarlık yapmaktan çekinmeyen gerçek bir lider haline geldi. Onun öfke patlamaları yaşayan bir çocuktan, saha dışında nazik ve sevecen bir insana dönüşümünü izlemek beni derinden etkiledi.

Hepimiz, hayatımızın bir noktasında Hyuga'larla karşılaşmışızdır. Bazılarımız onlarla yüzleşti, bazılarımız mesafeyi korudu, bazılarımız ise onlarla aynı ortamda bile bulunmaktan kaçındı. Hyuga gibi hırslı ve mücadeleci karakterler, hayatımızda önemli izler bırakır. Rakibini sakatlamaktan çekinmeyen de Hyuga, ailesi için umutlarından vazgeçen de Hyuga. İşte bu ikilem, Hyuga'yı anlamayı zorlaştırıyor. Onunla rekabet etmek, bazen bir fırtınaya karşı durmak gibi. Hem sizi güçlendirir, hem de yorar. Onunla dost olmak ise, sürekli tetikte olmayı gerektirebilir. Ama bu dostluk, aynı zamanda, en zor anlarınızda yanınızda olacak, sizi asla yalnız bırakmayacak birini kazanmak anlamına da gelebilir. Belki de Hyuga, hayatın ta kendisi gibidir. Hem zorlu, hem de öğretici. Hem acımasız, hem de ilham verici. Onunla yüzleşmek, ondan kaçmak ya da onunla birlikte yürümek... Seçim bizim. Önemli olan, bu seçimi yaparken, Hyuga'nın sadece bir "rakip" değil, aynı zamanda kendi içindeki kötülükle savaşan bir insan olduğunu unutmamak. Ve belki de, en büyük ders, herkesin içinde bir Hyuga olduğudur... Önemli olan o "Hyuga"yı nasıl yöneteceğimizdir.

Ana Sayfaya Dön